Üniversitede uzun sex hikayem

Sevgilimle lisenin son donemlerinde gerçekten cok guzel hos bir ilişkimiz vardi. Yaşlarımıza göre oldukça olgun ve duzeylı bır ılıskı yaşıyorduk. Üniversite
sınavları açıklandığında, sevgilim yaşadığımız şehirde kalmış, ben
İzmir’in yolunu tutmuştum. Ailemle de tanışıyordu sevgilim, ama
ailem bu şekilde bir ilişkiyi devam ettireceğimi düşünmüyordu.
Tek başıma ev tuttum İzmir’de. Üniversite hayatıma alışmaya
çalışıyordum, ama çok tanıdığım yoktu. Üstelik yalnız yaşamaktan
sıkılıyordum. Sevgilim geliyordu İzmir’e, bir gece bende kalıp
ertesi gün dönüyordu geri. Bazen ben gidiyordum, görüşüyorduk
sevgilimle. Ancak, uzun mesafe ilişkileri yürümez diyen ailem haklı
çıkmıştı. Telefonda bitmek tükenmek bilmeyen kavgalarımız sonucu,
bir gün sevgilimin yanına gittim. O gün ayrılık kararı almıştık,
İzmir’e geri döndüm.
Günlerim derslere girmekle geçiyordu. Okul ve ev arasında gidip
geliyordum. Gerçekten etkilemişti ayrılık beni. Bir süre sonra,
yavaş yavaş ister istemez arkadaş edinmeye başladım. Davet edildiğim
bir arkadaş ortamında Ekin’le tanıştım. Ekin’de sanki ayrıldığım
sevgilimi buluyordum, inanılmaz derecede olan benzerliği yüzünden
beni kendine çekmişti. Aynı esmer yüz, aynı boy, gören kardeş
sanırdı Ekin’le eski sevgilimi. Ekin’le flört etmeye başladık, bir
süre sonra artık elele geziyorduk her yerde. Çıkma teklifine gerek
bile kalmadan sevgili olduğumuzu bir arkadaş ortamında öpüştüğümüzde
anlamıştım. O günün devamında Ekin bende kalmıştı. O gece çok ateşli
bir seks yaptık, ama sanki seks yaptığım kız Ekin değil, eski
sevgilimdi.

Okulum yaz tatiline girdiğinde ben İzmir’de kalmaya karar vermiştim.
Psikolojik olarak kendimi Ekin’i sevmeye zorluyordum. Annemler her
ne kadar çağırsa da, gitmek istemiyordum. Çünkü o şehir zaten
orta düzeytü ve her yerde eski sevgilimle anılarımız vardı, o anılardan
korkuyordum belki de. Ekin’le ilişkimiz (en azından onun açısından)
gayet güzel gidiyordu. Yavaş yavaş Ekin’le vakit geçirmekten zevk
almaya başlamıştım, ama bir şeyler halen eksik gibiydi. Ekin
adamsuydu, sanki halen olgunlaşamamıştı. Liseli kızlar gibi trip
atıyordu, ama kendini affettirmeyi bir şekilde başarıyordu. O
günlerde, eski sevgilimin yeni sevgilisi olduğu haberi beni iyice
mahvetmişti. Artık Ekin’i sevmeye çalıştığımı anlıyordum, ama
kendime bile söyleyemiyordum bunu. Her sorana, “Ekin’i seviyorum!”
diyordum, sanki eski sevgilimden intikam alırcasına.
Evet Ekin’le iyi anlaşıyorduk, gülüyorduk, eğleniyorduk ve yatakta
harika zamanlar geçiyorduk. Ekin’in, her erkeğin hastası olduğu
fantazileri vardı. Benim fantazim ise anal seks, inanılmaz derecede
tahrik edici buluyorum anal seksi. Hatta o kadar ki, ilk gittiğim
orospuya, fark olarak 200 lira daha verip, götünden sikmiştim.
Orospu bile ilk başta anal seksi istememiş, ancak bir seanstan 500
lira gibi bir para kazanınca, sırf para için vermişti hiçbir
müşterisine vermediği daracık götünü.
Ekin’den zevk almamın sebebi sanırım oydu, anal seksi çok severek ve
isteyerek yapıyordu. Enteresan bir şekilde, anal seksle bağlanmıştım
kıza. Benim evde bol bol götten sikiyordum Ekin’i. Ancak kiranın,
öğrenci bütçemi sarsmasından dolayı, yanıma mecburen bir ev arkadaşı
aldım. Ev arkadaşım evde olunca, Ekin’le çok sık seks yapamaz olduk.
Ben rahatsız oluyordum ve Ekin de çekiniyordu. Sonuçta ne kadar
rahat sikişebilirsiniz ki, yan odanızda ev arkadaşınız otururken?
Benim açımdan, Ekin’le birlikteliğimiz, tamamen seks partnerliğine
dönüşmüştü. Ama Ekin benle ciddi düşünüyordu. Ben de artık eski
sevgilimi asla unutamayacağımı düşünüyordum. Kaderime razı bir
şekilde Ekin’le gün geçtikçe dahada ciddileşen bir ilişki
yaşamaktaydım. İlişkimden ailemin haberi vardı. Annemler geldiğinde,
Ekin’le tanıştılar. Annemler İzmir’den ayrılırken çok mutlulardı,
Ekin’i gelinleri olarak görmeye başlamışlardı. Ben ise mutlu
görünmeye çalışıyordum.
Hikayemin asıl ilginç tarafı, Ekin’in beni annesiyle tanıştırmasıyla
başladı. Ev arkadaşım evde uzun süreler geçirmeye başladığından,
Ekin beni evine davet ediyordu, annesi evde olmadığı zamanlarda
doyasıya seks yapıyorduk. Bir gün, öğlen vakti, Ekin’in evinde
buluştuk. Yaklaşık 3 saatlik seksimizden sonra, üzerimizi giyinmiş
halde Televizyon izlerken, annesi gelmişti. Böylece annesiyle
tanışmış oldum. Annesi Şennur Hanım, 40’lı yaşlarda bir kadındı.
Ekin’e inanılmaz benziyordu, dolayısıyla eski sevgilime de. Çok hoş
sohbet bir kadındı. O gün gece 23:00’e kadar oturduk, sohbet ettik.
Eşinden boşanmıştı. O konulara fazla girmesek te, o gün çok güzel
sohbet ettik. Eve gitmek istediğimde, annesi orda kalmamı teklif
etti. Her ne kadar ben bunu istemesem de, o gece orda kalmama karar
verildi.
Misafir odasına yattım, uyumaya çalışıyordum. Ekin de odasına gitmiş
yatmıştı. İçerde annesi halen Televizyon izliyordu. Derken
Televizyonun sesi kapandı, annesinin karşımdaki yatak odasına
girdiğini gördüm. Yaklaşık 10 dakika sonra Ekin ayaklarının ucunda
yürüyerek odama girdi. Çok şaşırmıştım, ama neden geldiği belliydi.
Hemen kucağıma oturup, dudaklarıma yapıştı, yatakta hızlı bir
sevişmeye başlamıştık. Boynunu öpüyor, sonra tekrar dudaklarına
dönüyordum. Ekin’in iri göğüslerini emmeye başladığımda kısık sesle
inlemeye başlamıştı bile. Sertleşen sikimi eşofmandan çıkardı, kendi
eşofmanını ve külodunu indirdi ve bir hamlede yarağımı amının içine
aldı. Yavaş yavaş zıplıyordu sikimin üstünde, çok kısık bir şekilde
inleyerek. Hırkasını ve içindeki tişörtü iyice yukarı sıyırmıştı,
göğüsleri sallanıyordu. Kafasını geriye atmış, amının içindeki sikin
zevkini çıkarıyordu. Zıplamaları arttı Ekin’in, ben de oluruna
bırakıp, gözlerimi kapatmış, sevişmeye başlamıştım.
Yaklaşık 20 dakikadır kucağımda sikişiyorduk, artık zirveye
geliyordum. Ben kendimi kaybetmiş bir şekilde alttan amına
pompalarken, Ekin titremeye başlamıştı. İkimiz aynı anda
boşalacaktık. Ekin, “Sakın içime boşalma ne olur!” diye inliyordu,
ama ben boşalmaya başlamıştım. Kendimi durdurmaya çalışıyordum,
ancak döllerimle çoktan Ekin’in amının içini doldurmuştum. Gözlerimi
açtığımda, kapıda dikilen annesinin bakışlarıyla karşılaştım.
Ekin’in sırtı kapıya dönük olduğundan farkında değildi. Annesi
birşey demeden, gölge gibi sessizce uzaklaştı.
Ekin’e bu durumdan bahsetmedim. İçimde çok büyük bir korku
oluşmuştu. Ekin’in titremeleri geçince, aceleyle üstümden kalktı,
külodunu ve eşofmanını çekti, iri memelerini tişörtüne yerleştirdi
ve yavaşça odamdan çıkıp, tuvalete girdi. Büyük bir ihtimalle
içindeki döllerimi çıkartmaya gitti. İlk seksimizden beri hep
korunuyorduk, ilk korunmasız ilişkimizde içine boşalmıştım Ekin’in.
Ama her şeyden önemlisi, annesi beni Ekin’i sikerken görmüştü,
“İçime boşalma!” diye inleyen Ekin’i de…
Utancımdan ve suçluluk duygusuyla, sabaha karşı, kimse uyanmadan
sessizce çıktım evlerinden. Eve kadar yürüyerek gittim, yolda hep o
anı düşündüm. Yaklaşık 1 saat sonra evdeydim. Eve girince hemen
elimi yüzümü yıkadım, yetmedi, duşa girdim. Duştan sonra bir sigara
içip, yatağa uzandım. Olanları düşünürken uyuyakalmışım.
Uyandığımda öğlendi. Kalktım, birşeyler yedim. O sırada telefonum
çaldı. Ekin evden arıyordu. İçimde büyük bir korkuyla açtım, ama
telefondaki Şennur Hanım’dı. Konuşurken sesim titreyerek çıkıyordu.
Cüzdanımı orda unutmuşum. Eve yürüyerek geldiğim için cüzdandan da
haberim yoktu tabi. Gidip almam gerekiyordu, yapacak birşeyim yoktu.
Evlerine gittiğimde, Şennur Hanım kapıyı açtı, “Hoşgeldin canım,
cüzdanını unutmuşsun!” deyip beni içeri davet etti. “Yok girmeyeyim,
gitmem lazım…” gibi cümlelerim işe yaramadı tabii. Şennur hanım,
yeni demlenmiş çayı olduğunu, bir bardak içip öyle gitmemde ısrar
edince, mecburen içeri girdim, oturdum kanepeye. Ekin yoktu
ortalarda, “Ekin uyuyor mu?” diye sordum. “Hayır canım, bir işi
varmış arkadaşlarıyla, oraya gitti.” dedi. O gün Ekin’in bir
kampanya için okula gideceğini unutmuştum, “Hatırladım…” dedim.
Şennur Hanım birer bardak çay doldurup getirdi, karşılıklı oturup
çaylarımızı içmeye koyulduk. Utancımdan sesim soluğum çıkmıyordu.
Sessizliği Şennur Hanım bozdu, havadan sudan konuşmaya başlamıştık.
Biraz gevşemiştim. Annesi o konuyu açmayınca, (Belki bizi görmedi,
belki bana öyle geldi?) diye düşündüm bir an. Ama emindim, kadın
resmen kapının aralığından bakıyordu bize ve tam Ekin’in içine
boşaldığım anda görmüştü. Çayımı aceleyle içip, bardağımı mutfağa
götürdüm ve gitmek için müsaade istedim. Kendisi de dışarı
çıkacakmış, “Nereye gidiyorsan bırakayım! İki dakika bekle, hemen
hazırlanırım!” dedi. Cevabımı beklemeden, hazırlanmak için içeri
gitti.
10 dakikadır koridorda bekliyordum. Gelmeyince meraklanmıştım,
“Şennur Hanım?” diye seslendim. “Geliyorum, bir dakika!” diye cevap
geldi, ama bir 5 dakika daha geçti. Odasına doğru yürüdüm, kapının
önüne geldim, ses yoktu. İçimden kapı deliğinden bakmak geçti.
Eğilip baktığımda, Şennur Hanım yatağın kenarında oturuyordu. Ne
yapıyor bu kadın diye düşündüm, çünkü üstünde sadece bir külotla
öylece oturuyordu. Biraz sonra ayağa kalktı, külodunu çıkardı.
Çırılçıpalktı şimdi. Uzun kıllarla kaplı bir amı vardı. Aynadan
kalçalarına baktı, sıktı kalçlalarını. Gözlerime inanamıyordum,
müthiş tahrik olmuştum, ama anlam veremiyordum tabi ki. Sonra
gardrobun alt çekmecesinde bulunan külotlarından birini almak için
domalınca, kısa bir süreliğine de olsa, arka deliğini de görmüş
oldum. Çekmeceden pembe bir külot aldı, giydi. Sütyenini taktıktan
sonra, üzerine elbisesini giyinirken, ben de ordan uzaklaşıp
koridora gittim, önümdeki kabarıklığı indirmeye çalışarak.
Az sonra odadan çıktı, “Hazırım, çıkabiliriz!” dedi. Kadının
gözlerine bakamıyordum. Birlikte evden çıktık. Arabasına atladık.
Nereye gideceğimi sordu, adresi tarif etmemi istedi. Eve gideceğimi
söyleyip, yolu tarif ettim. Eve dönerken aklımda tek bir soru vardı,
neden yatakta öylece oturuyordu?
Beni evimin önünde indirdikten sonra, kendisi gideceği yere devam
etti. Evde sürekli Şennur Hanım’ı düşünüyordum, kadınla aramda
enteresan bir çekim olmaya başlamıştı, üstelik tanışalı daha bir gün
olmasına rağmen. Sevgilim dediğim bir kızın annesinin bu kadar
özeline girmiş olmak beni utandırıyordu, aynı zamanda çok
heyecanlandırıyordu. Ama anlamadığım tek bir şey vardı, kadın
yatakta o kadar dakika oturup ne yapmıştı? Birşeylerle mi
uğraşmıştı? Yoksa… Evet, beni beklediği ihtimalini de
düşünüyordum, ama neden yapsın ki böyle bir şeyi? Sonuçta daha bir
gün olmuştu tanışalı. Ama bu sürede, görülmemesi gereken herşeyi
görmüştü.
Ekin’i merak etmiştim, evlerinden apar topar ayrılmıştım. Ekin’i
aradım. “Efendim aşkım?” diye herzamanki ses tonuyla açtı. “Seni
merak ettim canım…” dedim. “Ertesi gün hapı kullandım, sorun yok,
ama birdahakine dikkat et! Sen nerdesin, görüşelim!” dedi.
“Evdeyim…” dedim, ama şu anda onu görmek istemiyordum nedense.
“Hastayım…” diye bir bahane uydurdum, belki görüşmekten vazgeçer
diye. Ama umduğum gibi olmadı ve akşam bana bakmaya geldi. Ekin’e
biraz soğuk davranıyordum, aslında ondan da utanıyordum. Bana çorba
yaptı. Biraz kaldıktan sonra evine gitti.
Görünüşe göre, Şennur Hanım kızına o konudan bahsetmemişti…
İlerleyen günlerde okullar açılmıştı yeniden, derslerime gidiyordum.
Arada sırada da Ekin’le gece gezmelerine çıkıyorduk. O gecelerin
birinde annesi evde yoktu, Ekin’le annesinin yatağında sikişmiştik.
Annesinin çift kişilik yatağında uzanmış orgazm sonrası sigarası
içiyordum. Ekin de arada sırada bir tane alır yakardı. Göğsüme
uzanmış, sigaralarımızı içerken, Ekin’e annesinin nerede olduğunu
sordum. “Ankara’ya gitti, görüşmesi varmış.” dedi. “Ne görüşmesi?”
diye sordum. “Annem sigorta işi yapıyor, çalıştığı şirketin merkezi
Ankara’da.” diye cevap verdi, sonra başladı annesini anlatmaya.
Annesi 43 yaşındaymış. Gençken evlenmiş, ama şiddetli geçimsizlik
sonucu ayrılmışlar. “Peki annenin hayatında kimse yok mu?” diye
sordum. “Hayır yok, uzun zamandır yok!” dedi. Aslında annesiyle o
konuda birbirimize benziyorduk, ikimiz de eski sevgililerimizi,
eşlerimizi unutamamıştık. Daha çok annesini düşünmeye başlamıştım
artık.
Bu yatakta bir süre önce annesini dikizlemiştim. Bunu hatırladıkça
halen heyecanlanıyordum. Ekin de annesine çok benziyordu. İster
istemez annesi aklıma gelmiş ve sikimde kımıldanmalar başlamıştı.
Annesinin o gün giydiği pembe külot geldi aklıma. Ekin’e, “Pembe
külodun var mı?” diye sordum. “Bende yok, ama annemde olacak birkaç
tane. Niye ki?” dedi, “Hiiç. Pembe sana çok yakışırdı,
anneninkilerden birini giysene!” dedim. Kalktı, annesi gibi gardroba
domalarak, annesinin pembe külodunu çıkardı, giydi. Annesinin
kopyası gibiydi. “Yakıştı mı?” diye sorunca, “Harika oldun. Şimdi şu
yatağın kenarına otursana!” dedim, oturdu. Ben de elim kalkmış
sikimde odadan çıkarken, “Nereye?” dedi. “Geliyorum hemen!” deyip
çıktım ve kapıyı kapadım. Sanki o anı tekrar yaşamak istiyordum.
Biraz kapının önünde oyalandım, sonra elim sikimde girdim içeri.
Ekin yatağın köşesinde oturuyor ve neden böyle birşey yaptığımı
soran bakışlarla bana bakıyordu. Birşey demeden yanına oturdum,
dudaklarını öpmeye başladım. İri ve dolgun dudaklarını öperken
elimle belinden tuttum. Sanki Şennur Hanım’la öpüşüyordum. Ekin
yavaşça bacaklarını belime doladı, kucağıma oturdu ve öpüşmeye
başladık. Bir hamlede Ekin’i altıma aldım, külodunu indirip ama tam
olarak çıkartmadan, irileşmiş sikimi Ekin’in sürekli ıslak olan
amına soktum. Dudaklarım dudaklarında, yavaşça ileri geri yapmaya
başladım. Dillerimiz birbirine dolaşmıştı. Yatağın gevşeyen yayları
gacur gucur sesler çıkarırken, benim dilim Ekin’in, iri ve
kahverengi göğüs uçlarını bulmuş, sikim de amının derinliklerini
dövmeye başlamıştı. Ben amına soktukça, Ekin inliyor, saçlarımdan
asılarak başımı göğüslerine daha çok bastırıyordu.
Amından çıktım, tekrar memelerini yalamaya başladım. Ben yaladıkça
Ekin’in göğüsuçları dahada sertleşiyordu. Yarağımla amına fırça
çekmeye başladım, sokar gibi yapıp Ekin’i delirtiyordum. Sonra
göbeğini, amının üstünde belirginleşmeye başlamış olan sık kıllarını
yalamaya başladım. Amına gelince, amının dudaklarını parmaklarımla
ikiye ayırdım, pespembe olan içini ve yanındaki kabarık dudaklarını
yalamaya koyuldum. Ekin altımda bir yılan gibi kıvranıyordu, adımı
sayıklayarak çığlık çığlığa amını yalatıyordu bana. Amının içine
dilimi soktum, sağlı sollu darbeler atarak onu mutlu etmeye
çalışıyordum. Klitorisini dilimle uyarmaya başladım, aynı zamanda 2
parmağım da amının deliğinden içeri kayıyordu. Parmaklarımın bir
boğumunu büküp, G noktasını uyarmaya başladığımda, Ekin’in artık
gözleri kaymıştı, başını sağa sola atıyor, anlamsız sesler çıkarıyor
ve titriyordu. En sonunda orgazm olmuş, amının tüm sıvıları çıkmıştı
dışarıya. Yaklaşık 1 dakika kasıldı tüm vücudu, ileri geri
titremelerle. Kudurtmuştum kızı.
Sonra domalmasını söyledim, aynı işlemi göt deliğine de yapacaktım.
Dört ayak pozisyonuna geldi. Önce amından aldığım sıvıları göt
deliğinin kenarlarına yaydım ve dudaklarımı hafif kıllı göt deliğine
koydum. Delirmiş gibi götünün her yerine dil darbeleri atıyordum,
kalçalarının yanlarını yalıyordum, götünü ısırıyor, uçuruyordum
Ekin’i. En sevdiğim şey, bir kızın delirmiş gibi inlemelerini
duymak. Sikim artık zonklamaya başlamıştı, sikimin başına okkalı bir
tükürük atıp, göt deliğine bir hamlede soktum. Ekin’den, “Ohhhh!”
diye bir inleme çıktı.
Sertçe göt deliğine kaymaya başladım. Ben pompaladıkça, Ekin daha
çok bağırıyordu, artık komşuların duymaması için ağzına yastığı
tıkmıştı. Ama bazen engel olamıyor, “Sik beni aşkım, sik götümü,
daha hızlı pompala!” diye bağırıyordu. Benim aklımda ise o an Şennur
Hanım vardı, o bağırıyordu sanki. Ben siktikçe Ekin elleriyle daha
çok ayırıyordu kalçalarını. Sikimi götünden tamamen çıkarıp, hızlıca
giriyordum içine. Biraz sert olmaya başlamıştım, poposuna tokatlar
atarak, saçını çekerek Ekin’in götünü sikiyordum ve yavaş yavaş
zirveye gelmiştim. Ekin boşalacağımı hissettiğinde, elini amına attı
ve klitorisini okşamaya başladı. Az sonra ikimiz de resmen anırarak,
ben Ekin’in götüne, Ekin de eli amında, aynı anda boşalmaya
başladık. Götünden çıktığımda, çarşafın ortası Ekin’in amının
sıvıları, döllerim ve tükürükle ıslanmıştı.
Resmen yığılarak yattım Ekin’in yanına. Ekin halen nefes nefese bir
şekilde kasılıyordu. Ekin dudağıma bir öpücük kondurarak, “Seni çok
seviyorum, biliyorsun değil mi?” dedi. Ben de öpücüğüne öpücükle
karşılık verdim.
Ekin sikiştikten sonra kirli durmaya dayanamazdı, hemen duşa girdi.
Ben yatakta bir sigara daha içerken, aklıma annesinin garbrobunu
karıştırmak geldi. Kalktım, açtım gardrobu. Şennur Hanım’ın
kıyafetleri, iç çamaşırları, sütyenleri, herşeyi karşımdaydı. Öyle
çok iddalı kıyafetler, iç çamaşırları yoktu. İç çamaşırlarının bir
çoğu pamuklu ve dantelliydi. Birkaç tane tanga vardı, bir tanesini
aldım kokladım. Sabun kokuyordu, belki onun kokusu vardır diye
ümitlenmiştim. Annesinin külotunu koklarken, Ekin’in sertçe,
“Napıyorsun?” diyen sesiyle irkildim. Elimdeki külotu fırlatmaya
kadar varan bu korku, Ekin’in yatağa havluyla uzanmasıyla azaldı.
Benden açıklama bekleyen bakışları vardı.
“Senin külotlarının nasıl koktuğunu merak etmiştim!” diye
saçmaladım. Ekin de, “Külotlarımın orda olmadığını biliyorsun şapşal
sevgilim benim!” dedi. “Ne bileyim, annelerle kızları genelde aynı
gardroptan giyinirler diye düşündüm…” dedim. Kendimce haklı
bulduğum bir bahane sunmuştum, Ekin de, saf kız, inanmıştı. Ekin
havlusunu açıp, amını göstererek, “Aşkım, gerçek kokum burda zaten!
Ergenler gibi külotlarda aramana gerek yok ” dedi. “Sen nerden
biliyorsun bakayım ergenlerin öyle yaptığını?” dedim. Ekin, “Bir iki
kere ben de muzurluk yaptım, komşuya misafirliğe gittiğimizde,
banyolarına girip kirli sepetini karıştırmıştım, yakışıklı kocasının
külodunu bulabilirmiyim diye!” deyince, ben gülmeye başladım ve
“Bari birşey bulabildin mi?” dedim. “Evet, karısının külodunda
dölleri vardı!” dedi. Gülerek, “Naptın, yaladın mı onları?” dedim.
“İğrençsin, hayvan!” deyip güldü.
Daha sonra ben de duşa girmeye karar verdim. Ben duşa yürürken,
arkamdan Ekin, “Kirlilerde iki üç tane külodum olacak, ergenliğin
tutarsa al kokla birini!” diye benle dalga geçiyordu. Acaba
annesinin külotları da varmıdır diye aklımdan geçirdim. İçimdeki
şeytana uydum, açtım kirli sepetini. Silme çamaşırdı sepetin içi.
Biraz karıştırdıktan sonra, klasik tipte bir külot buldum. Ten
rengi, biraz genişçe bir külottu bu. Aldım, koklamaya başladım.
Biraz ter, biraz sidik kokuyordu, tek bir tane am kılı vardı.
Ekin’in amının kılları bu kadar uzun değildi, bulmuştum aradığım
şeyi. Annesinin külodunu koklayarak, sikime sararak 31 çektim. İçine
boşaldığım külodu yine kirli sepetine, ilk bulduğum gibi biraz
derinlere koydum. Sonra duşumu alıp, belimde havlu ile odaya girdim.
Saat 03:00’e geliyordu. Ekin götünü dönmüş, çoktan uyumuştu, havlusu
sıyrılmıştı. Ekin’e arkadan sarıldım, annesini düşünerek ben de
uyudum. Sabah birlikte kahvaltı yaptıktan sonra, okullarımıza
gittik. İkimiz de uykusuz ve yorgun olduğumuzdan, o gün birdaha
görüşmedik Ekinle.
Ertesi günü çalan telefonla uyandım. Ekin arıyordu. Telefonu açar
açmaz, bana, “Gerizekalı!” diye bir küfür savurdu. Ben daha ne
oluyor demeye kalmadan, Ekin taramalı tüfek gibi hakaret
ediyordu.“Ekin sakin ol! Ne oluyor, söyler misin?” dedim. “Sen
biliyorsun ne olduğunu! Ben yetmiyormuyum sana da, banyoda kirli
külotlara 31 çekiyorsun! Bundan sonra boklu, sidikli külotları sana
yollarım, bir dahada nah sikersin beni, gerizekalı! Ayrıca 31
çektiğin külot ta benim değil, annemin! Mal herif!” deyip kapattı.
Muhtemelen kirlileri çamaşır makinesine atarken, annesinin içini
döllediğim külodunu görmüştü.
Ekin’le 1 hafta falan görüşmedik. Bir akşam 3-4 kez aradığım halde
telefonlarıma çıkmayınca, ben de evlerine gittim. Şennur Hanım
üstünde pijamayla açtı kapıyı, “Ekin içerde, odasında!” dedi, manalı
manalı bakarak. Ekin’in odasına gittim, bilgisayarda birşeylere
bakıyordu. Ben gelince hiç istifini bozmadı, halen bilgisayarla
ilgileniyordu. Bir sigara yaktığımda, “İçme şunu odamda, git
balkonda iç!” dedi. Odasına girdiğimden beri kurduğu tek cümle
buydu. Kalktım balkona gittim. Balkonda Şennur Hanım da sigara
içiyordu. Benim geldiğimi görünce terlik verdi. Balkonda birlikte
sigara içmeye başladık. İkimiz de konuşmuyorduk, birbirimizin yüzüne
de bakmıyorduk.
Sigarası bittiğinde, ikincisini aynı hızla yakınca, Şennur Hanım’a,
“Canınınz sıkkın galiba?” dedim. “İnsan canı sıkkın olunca peşpeşe
yakıyor!” dedi. “Anlatmak isterseniz, dinlerim!” dedim. “Neyi
anlatacakmışım Ertunç?” dedi ve sigarasını balkonun korkuluklarında
söndürdü, başka da birşey demeden içeri gitti. Sigaram bitene kadar
ne demek istediğini düşündüm, ama bir sonuca varamadım. Sonra
Ekin’in odasına gittim, yeniden konuşmayı denedim.
Ama Ekin, Nuh diyor Peygamber demiyordu. Sanki birşeylerin
farkındaydı kız. Vakit geç olmuştu, Şennur Hanım da yatmıştı.
Ekin’le saatlerdir konuşuyorduk, ama bir yere varamıyorduk. Bir ara
kendimi affettirmek için Ekin’e sarıldım, ama karşılık vermeyince,
ben de sarılmayı bıraktım. Ekin, “Vakit geç oldu, uykum geldi,
yatacağım! Bu gece burda kalmak istersen salonda yatabilirsin!”
diyerek, elime bir yastıkla battaniye tutuşturdu ve beni resmen
odasından kovarcasına çıkardı, kapısını kilitledi.
Yastıkla battaniyeyi salondaki kanepenin üstüne atıp, balkonda bir
sigara daha içmek istedim. Bu aralar çok içiyordum sigarayı. Balkona
giderken, mutfakta Şennur Hanım’la karşılaştım, su içmeye gelmişti.
Geceliğinden belli olan iri göğüsleri dışarı taşacakmış gibi
duruyordu. Yaklaşıp tam önünde durdum, birkaç saniye bakıştık,
dayanamayıp dudaklarına yapıştım. Üst dudağını öpmeye başladım.
Şennur Hanım benden çok daha hızlı ve istekli öpüşüyordu. O anda
hiçbir şey umrumda değildi, elinden tutarak balkona çıkardım.
Elerini boynuma atmıştı, balkonun korkuluklarına dayanmış
öpüşüyorduk.
Elimi geceliğnin eteğinden içeri daldırıp, amına attım. İnanılmaz
ıslanmıştı külodu. Külodunu hafif aşağı sıyırıp, amını okşamaya
başladım. Boynunu öpmeye, emmeye başladım. Bir yandan amını
okşarken, biryandan da kulak memelerini ve boynunu emiyordum. Diğer
elimle tüm vucudunu dolaşıyordum. Sertleşmiş meme uçlarını
geceliğinden çıkarıp ısırmaya başladım. Sonra elimi arkasına attım.
Kalçasını ayırıp, orta parmağımla, her kadında müptelası olduğum
arka deliği zorlamaya başladım. Götünü bir süre parmakladım. Şennur
Hanım, “Yeter, yeter, Ekin görecek, bırak!” deyince bıraktım. Hemen
külodunu düzeltti, memelerini geceliğine yerleştirdi ve banyoya
doğru yöneldi. Peşinden gittim, ben de girmek istedim, ama eliyle
‘Hayır!’ dercesine bir hareket yaptı, kapattı banyonun kapısını.
Kapının önünde kalakaldım. İşeme sesi kesilip, sifonu çektikten
sonra banyodan çıktı. Sarılıp öpmek istedim, ama beni itip, direkt
odasına gitti ve kapısını kilitledi.
Önümde çadırla kalakalmıştım. İnanılmaz da tahrik olmuştum.
Parmaklarımda da halen amının sıvıları duruyordu, parmaklarımı
koklayıp yaladım. Kalbim hiç olmadığı kadar hızlı atıyordu. Mecburen
31 çekerek indirecektim kalkık yarrağımı. 31 çekmek için banyoya
girdim. Tanrım, bilerek mi yapıyordu bu kadın bunu? Az önce
kıçındaki külodu çıkarıp, duşakabinin camına asmıştı. Külodun
içindeki am kokusunu koklayarak 31 çektim ve boşaldım. Külodu geri
yerine asıp, evlerini terkettim.
Eve vardığımda sabah saat 06:00 olmuştu. Hemen telefonumu aldım
elime, Ekin’e mesaj yazdım, “İlişkimize ara verelim, bu ikimize de
iyi gelecek!” diye ve yolladım. Yatağa yattım ve zor bela da olsa
uyuyabildim. Saat 09:00 gibi Ekin’den mesaj geldi, “Bence tamamen
bitirsek daha iyi olacak!” yazıyordu. Ekin’den ayrılmıştım böylece.
Annemleri arayıp ayrılık haberini verince, çok üzülmüşler ve canları
çok sıkılmıştı. Ben iyi olduğumu söylesem de, artık nasıl
inandırmışsam onları, yanımda olmak için İzmir’e gelmeye kalktılar,
Gerek yok desemde, gelmeye kararlı görünüyorlardı. Ev arkadaşım
sevgilisiyle kahvaltı yaparken kalktım, “Ekin’le ayrıldık!” dedim.
Ev arkadaşımın sevgilisi de çok üzüldüğümü zannedip, beni teselli
ediyordu. Ev arkadaşım ise birçok şeyin farkında olduğu için
susuyordu. Bu arada kızın adı Eda, ev arkadaşımın adı da Cenk. Eda
oldukça kısa boylu, iri göğüslü ve dışarı çıkık kalçaları olan, sarı
saçlı, mavi gözlü, çok güzel bir kız. Ev arkadaşım Cenk te uzun
boylu ve oldukça yakışıklı bir adam.
Kalhvaltıdan sonra dışarı çıktım, akşama kadar gezdim dolaştım.
Aklımdan Şennur hanım çıkmıyordu, akşama kadar onunla ilgili
fantaziler kurup durdum. Gece eve geldiğimde Eda ve Cenk salonda TV
seyrediyorlardı. Birkaç dakika muhabbet edip odama geçtim, yattım.
Bir süre sonra onlar da TV’yi kapatıp odalarına çekildiler. Ben
halen Şennur hanımı düşünerek uyumaya çalışırken, Cenk’in odasından
yatak gıcırtıları gelmeye başladı. Sikişiyorlardı. Eda sessizce
inliyor, buna rağmen Cenk, “Sus, Ertunç duyacak!” diye Eda’yı
susturmaya çalışıyordu. Bunu duyunca kendi kendime güldüm. Sonra
aklıma ne estiyse kalktım, kapılarına gittim ve anahtar deliğinden
baktım. Eda’nın yüzü kapıya dönük, Cenk’in sikinin üstünde
zıplıyordu.
Aslında Eda önceleri benle ilgileniyordu, ama ben yüz vermeyince
Cenk’le çıkmaya başlamıştı. Halen de ilgileniyordu benle. Açıkçası
onlar da benim Ekin’le yaptığım gibi sadece seks için çıkıyorlardı.
İkisi de ciddi değillerdi, evlilik falan düşünmüyorlardı.
Eda göğüslerini tutarak Cenk’in sikinin üstünde zıplıyordu. Onları
sikişirken görünce moralim bozulmuştu, bir sigara içmek için balkona
geçtim. Balkondan Cenk’in inlemeleri de duyuluyordu. Bir süre sonra
sesler kesildi. Eda salona çıktı, pantolonunu giymişti, gömleğinin
düğmelerini ilikliyordu. Siyah sütyeni oldukça güzel gösteriyordu
memelerini. Eda beni balkonda görünce, “Sen burda mıydın? Kusura
bakma yaa.. Rezil olduk!” dedi. “Önemli değil!” deyip arkama döndüm.
Eda evden çıktığında, Cenk yanıma balkona geldi, bir sigara da o
yaktı. Cenk’e gülerek, “Oğlum ne siktin kızı lan!” dedim. Cenk, “Ya
Ertunç, senle bir şey konuşmam lazım. Ama aramızda kalacak, tamam
mı?” dedi, ama tam anlatmaya başlayacakken benim telefonum çaldı.
Arayan Şennur hanımdı, telefonu açtığımda bana, “Ertunç, konuşmamız
lazım!” dedi. Elim ayağım birbirine dolaşmıştı. “Tamam, konuşalım.”
dedim, bir yerde sözleştik. “Kanka nereye?” diyen Cenk’e, “Kusura
bakma, acil gitmem lazım!” deyip hemen çıktım dışarı, aceleyle
sözleştiğimiz yere gittim. Şennur hanım çoktan oturmuş, birasını
içiyordu. “Erken başlamışsın içmeye?” dedim, ben de bir bira
söyledim. Şennur hanım gözlerime baktı, “Yaptığımız çok yanlış ve
vicdan azabı çekiyorum! Ama senin bilmediğin şeyler var!” dedi.
“Neymiş o bilmediğim şeyler?” dedim. O sırada benim de biram
gelmişti.
“Ben Ekin’in annesi değilim!” dediğinde şaşıp kalmıştım. “Nasıl
yani?” dedim. “Evet, annesi değilim, hatta ben Ekin’in babasıyla
evli bile değilim!” dedi. “Peki neden bana yalan söyledin? Ya
Ekin’le evlenseydim, o zaman ne olacaktı?” dedim. “Dur anlatıyorum.
Bundan yaklaşık 5 sene önce ben Ekin’in babasıyla bir ilişki
yaşadım. O ara tanıdım Ekin’i. Babasıyla evlenmeye hazırlanıyorduk
ki, hatta onlarda bile kalmaya başlamıştım, babası aniden evi
terketti. Ekin o sıralar beni çok sevdi, beni anne olarak değil de,
bir abla olarak görüyordu. Çok acılar çektim, en sonunda Ekin’le
aynı evde kalmaya başladık. Zaten gidecek kimsem yoktu. Ekin de anne
babasız ortada kalmıştı. Ben o sırada ona bir yandan ablalık,
biryandan annelik yapıyordum. En sonunda, Ekin’le İzmir’e geldik,
kimse bizi tanımadığı için anne-kız rolü yapıyorduk, çünkü kimsesiz
yaşamak oldukça zor, bunu iyi biliyorum!” deyince daha da şaşırdım.
Şennur hanım devam etti, “Ekin, senin onunla sadece seks için
çıktığını zaten biliyordu. Ama seni çok seviyordu. Seni bırakmak
istemiyordu. Onun için bu ilişkiye devam etti. Ama sonradan senle
bir geleceğinin olmayacağını anladı!” deyince, gerçekten olayların
karıştığını anlamıştım. Çok ta üzülmüştüm…
Bu arada biraları yuvarlıyorduk. Ben sesimi çıkarmaya kalkınca,
Şennur hanım, “Sus, dinle beni! Ben seni daha ilk gördüğümde senden
çok hoşlandım. Ekin’le o sırada problemleriniz yoktu, ama Ekin onu
kullandığını anladığında başka biriyle çıkmaya başladı. Yani seni
aldattı Ertunç. Senin haberin yoktu, ama o çoktan başkasıyla
sevgiliydi. Ekin’in de kafası çok karışıktı Ertunç, bir yandan seni
seviyordu, ama başkasıyla beraberdi, üstelik beraber olduğu adam onu
cinsel yönden hiç tatmin etmiyordu anladığım kadarıyla. Saçma bir
ruh hali yani!” deyince, bir de aldatılığımı öğrendim. Ekin’in artık
orospu olduğunu düşünmeye başlamıştım.
Ben kara kara düşünürken, Şennur hanım, “Senden çok hoşlanıyorum, bu
doğru. Aramızdaki yaş farkı umurumda değil. Uzun zamandır kimseyle
beraber değilim. Eğer istersen, Ekin’in haberi olmadan, sevgilin
olabilirim. Başka kimse bilmez bunu!” diye resmen bana teklif
etmişti. Şennur hanımdan çok hoşlanıyordum, gizli ilişki yaşamak çok
heyecanlı geliyordu bana. Üstelik Ekin’den de bu şekilde bir tür
intikam alabilirdim. Ekin’i zaten sevmiyordum, hatta şu anda
iğreniyordum ondan. Şennur hanıma, “Tamam, sevgilin olurum!”
deyince, gülümsedi.
Devam ettim, “Ama lütfen, sana bağlanmamı bekleme benden. Daha çok
gencim ben, önümde dolu dolu yaşamak istediğim uzun seneler var.
Yani, seni aldatırsam kırılma, üzülme. Belki de ilerde evleneceğim.
Seni ailemin karşısına nasıl çıkarırım? Tamam, istediğin gibi
gezeriz, tozarız, sevişiriz, ama evlenemeyiz! Üstelik Ekin sorunu da
var!” dedim. “Biliyorum canım, bilmez miyim! Ama olduğu kadar artık,
seni mutlu da ederim ben. Belki hiç evlenmezsin, kim bilir. Başka
bir kızla yattığın zaman da, bu benim için sorun olmaz. Gençsin,
bunu anlıyorum…” dediğinde, en azından ilişkimizin temelleri
ortaya çıkmıştı. Yani sadece Sikiş arkadaşı olacaktık Şennur
hanımla.
4-5 biradan sonra, kalktık oturduğumuz yerden. En azından
hoşlandığım kadın şimdi benim sevgilimdi. Hayatımın dönüm noktası o
gün olmuştu. Artık hiçbir şey için üzülmeyecektim. Üstelik, hayatı
dolu dolu yaşayabilecektim. Evine kadar bıraktım onu. Kapıda bana,
“Ekin yok evde, arkadaşında kalıyor bu gece, içeri gel istersen!”
dedi. Hemen atlamamak için, “Başka bir zaman!” dedim. Ben öyle
deyince üzüldü, başını öne eğdi. Çenesinden tutup başını kaldırdım,
dudaklarına öpücük kondurdum ve “Başka bir zaman bakarım tadına!”
dedim. Şennur hanım, “Fazla bekletme!” deyip girdi içeri. Ben de
evime gittim.
Eve geldiğimde, Cenk salonda Laptopunu açmış internette geziniyordu.
“Naber kanka?” deyip ensesine vurdum ve “Ne konuşacaktın lan bugün?”
dedim. Cenk laptopu kapattı ve “Eda ile ilgili konuşacaktım… Sence
Eda nasıl bir kız?” dedi. “Ulan manitanı tanımıyor musun amına
koyum?” dedim. “Yok lan, o anlamda değil. Yani vücudu falan nasıl?”
diye sordu. Anlamsızca bakıyordum, “Abi, iyi güzel, hoş kız yani!”
dedim. “Peki, hiç Eda’yla… düşündün mü?” dedi. “Neyi?” dedim.
“Neyi olacak lan, sikişmeyi!” dedi. “Kanka, kankamın siktiği kızdan
bana ne? O senin sevgilin!” dedim ben de. Cenk biraz geveledikten
sonra sonunda ağzındaki baklayı çıkardı, “Oğlum, açık konuşacağım.
Uzun zamandır Eda’yla seks yaparken değişik fantaziler kuruyoruz.
Bunların arasında 3’lü seks de var. Eda’nın fantazisinde sen varsın
hep, bazen benle sikişirken Ertunç diye böğürüyor kız! Açıkçası
benim de fantazim, Eda’nın bir başkası tarafından sikilmesini
izlemek!” dedi.
Cenk te, Eda da sadece seks için beraberlerdi, bunu biliyordum. Ama
yine de bana ters gelen birşeyler vardı, yani en yakın arkadaşımın
karşısında nasıl çıplak duracaktım ve o bakarken nasıl Eda’yı
sikecektim? Bunu ona söyleyince, “Kanka, benim de hiç tecrübem yok
bu konuda. Ne olacak amına koyum, ben de senin karşında çıplak
olacağım! Olmazsa karanlıkta yaparız bu işi! Ne diyorsun? Tamam mı?
Eğer istiyorsan, Eda yarım saate yakın gelecek!” dedi.
Bir gün içinde ikinci şoktu bu benim için. Eğer ilişkileri ciddi
olsaydı ve Cenk buna rağmen gelip sırf kendi fantazisi için bunları
bana söyleseydi, herhalde Cenk’i orda bir güzel döverdim. Ama zaten
amaçları belliydi, gerçek anlamda sevgili bile değillerdi. Sadece
seks fantazilerini uygulamak istiyorlardı. Ben de, “Tamam!” dedim.
Yarım saat sonra Eda kapıdan içeri girdi. Eda yurtta kalıyordu, ama
bizim evin anahtarı bile vardı kendisinde. Cenk yanımda oturuyordu.
Eda salona girince Cenk’le bakıştılar. Cenk başını ‘Tamam!’ der gibi
sallayınca, Eda yanıma geldi, yanımdaki koltuğa oturup, ellerini
boynuma doladı. Üçümüzden de çıt çıkmıyordu. Ben akışına bırakmıştım
olayı. Dudaklarımız birbirine kavuştu Eda’yla. Alt dudağımı verdim,
ben de üst dudağını emerek öpüşmeye başladık. Dillerimiz birbirine
kavuştu, ben iyice döndüm Eda’ya doğru. Arkamda da Cenk vardı. Ne
yaptığını bilmiyordum. Cenk bir süre sonra kalkıp içeri gitti.
Eda’yla daha rahat öpüşüyordum böylece. Üstündeki tişörtü çıkardım.
Mor sütyeninin içinde göğüslerine oldukça çekici görünüyordu. Eda
kucağıma çıktı, oturdu. Artık kot pantolonum sikimi rahatsız
ediyordu, Eda bunu anlayınca kalktı ve fermuarımı açtı, indirdi
kotumu. Sonra kendi kot pantolonunu çıkardı. İnce, mor külodundan
amının bir kısmı görünüyordu, sulanmıştı.
Tekrar kucağıma oturdu, boynumu emmeye başladı. Mosmor etmişti
boynumu. Boynumu emerken elimi sütyeninin kopçasına attım, çözdüm ve
memelerini ortaya çıkardım. Meme uçları kabarmıştı kızın.
Ekin’inkiler oldukça iri göğüs ucu halkaları varken, Eda da oldukça
orta düzeytü, üstelik meme ucu pespembeydi. Elimi göğüslerine atıp onları
yoğurmaya başladım. Dilim de meme uçlarında geziniyordu. Kasılıyordu
Eda. Yavaş yavaş emiyordum onları, tadlarını çıkara çıkara… Bu
süre zarfında sesimiz bile çıkmıyordu, sanki sevişmeye
programlanmıştık kendimizi. Meme uçlarını emiyordum halen. Eda
saçlarımı okşuyordu.
Kucağımda, onu Cenk’in yatak odasına götürdüm. Cenk yatakta uzanmış,
sikini okşuyordu. Bizi görünce, kalktı ve sandalyeye geçti. Cenk
umrumda değildi artık, beni çıplak görmesi umrumda değildi.
Tişörtümü çıkardım, Eda’nın üstüne çıktım. Göbeğini yalayarak, artık
sırılsıklam olmuş külodunu çıkardım. Kılsız, tamamen pürüzsüz amına
hemen dilimi attım. Dilimi atar atmaz boşaldı Eda. Bütün sıvılarını
emdim, Eda kasılmaya devam ediyordu. Halen sesimiz çıkmıyordu,
sadece duyulan tek ses Eda’nın çığlıklarıydı. Hatta bu çığlıklar o
kadar güçlü çığlıklardı ki, çalan kapının sesini bile duyamamıştık.
Ancak Cenk te kalkıp Eda’nın ağzına sikini sokunca, Eda’nın sesi
kesilmişti ve kapının çaldığını öyle duyabilmiştik. Cenk’le
birbirimize şöyle bir baktık, ben kalkıp bakmaya gittim, gelen kim
diye…
Kapının dürbününden baktığımda, Şennur hanım kapıdaydı. Donup
kalmıştım. O halde kapıyı açamazdım, çırılçıplak ve sikim kalkık bir
halde. Hadi açsam bile, içerdeki manzarayı nasıl açıklayacaktım.
Tamam, seks konusunda güvence almıştım ondan, ama daha ilk günden
onu aldatmam üzebilirdi. Onun için açmadım kapıyı, gidene kadar kapı
deliğinden ona baktım. Şennur hanım oflayarak merdivenleri inerek
gittiğinde, ben de içeriye döndüm.
Cenk odada yoktu, banyoya girmiş olmalıydı. Eda amcığını ovalıyordu.
Ağzının kenarında halen Cenk’in parlayan dölleri duruyordu. Sanırım
Eda’nın amını benim yaladığımı görmek Cenk’i heyecanlandırmıştı,
patlatmıştı döllerini ağzına kızın. Eda beni görünce elini
amcığından çekti. Eda’ya, “Nerde kalmıştık?” deyince, gülümseyerek
bacaklarını iyice ayırdı. Elime tükürdüm, kalkık sikime sürdüm.
Eda’nın kasıklarının arasına yanaştım ve bir hamlede soktum, kılsız,
kaygan, pespembe amının deliğine. Ben girince Eda aniden nefesini
tuttu. Sonraları hızlı hızlı nefes almaya başladı. Ben soktukça Eda
kendinden geçiyordu.
Ben Eda’yı sikerken, içeri Cenk girdi. Geçti oturdu ve bizi izlemeye
başladı. Eda gözlerini kapatmış, içindeki sert yarağın zevkiyle
başını sağa sola doğru atarken, ben pomplamamı hızlandırmıştım,
jelatin gibi sallanan göğüslerine de başımı gömmüş, sert sert
sikiyordum Eda’yı. Eda elini götüme attı, dizlerini kendine doğru
çekti, sonra sırtıma tırnaklarını geçirmeye başladı. Yaklaşık 20
dakikadır bu pozisyonda tempolu bir şekilde sikiyordum Eda’yı.
Aldığım zevki anlatmak çok zor, boşalmak aklıma bile gelmiyordu.
İçinden son 2 darbeyle çıktım. Eda’yı yan yatırıp, arkasına geçtim
ve arkasından amına sokmaya başladım. Bir ayağını kaldırıp, daha
hızlı girip çıkmak için bacağını havaya diktim. Eda arda başını
döndürüp benim yüzüme bakıyor, inliyordu. Bu pozisyonda, benim
Eda’nın kulak memelerini yalamamın da etkisiyle Eda kasılarak orgazm
oldu. Ben sikimi içinden çıkarınca, amından tazyikli bir şekilde am
suları fışkırdı. Yatak sırılsıklam olmuştu. Yaklaşık 30 dakikadır
seks yapmamıza rağmen ben boşalmak istemiyordum, üstelik boşalmamak
için kendimi motive ediyordum. Cenk ise halen bizi izliyor,
biryandan da sikini okşuyordu.
Yatağa uzandım, elimle sikimin dibine bastırıp, iyice uzunlaştırdım
sikimi. Eda elini yaladı, amının dudaklarını ıslattı, sonra yüzü
bana dönük şekilde sikimin üstünde çömeldi. Sikimi amına
hizalıyordu, ama kayganlıktan girmiyordu. Sikimi tuttum ve Eda’nın
bir anda üstüne oturmasına olanak tanıdım. O kadar seksi görünüyordu
ki bu pozisyonda. Ve işini çok iyi yapıyordu. Bana sadece, ellerimi
yana atıp, bu seks tanrıçasını izlemek kalıyordu. Keşke diyordum
içimden, keşke bu kızla çıksaymışım. Eda içindeki yarakla kendinden
geçiyordu. Dibine kadar içine alıp, belini döndürerek durması beni
kendimden geçiriyordu. Sonra ben kontrolü aldım, Eda’ya alttan
alttan pompalamaya başladım. Eda her darbede daha çok çığlık
atıyordu.
Cenk buna nasıl dayanıyordu, anlamakta güçlük çekiyordum, gözünün
önünde 1 saatten fazladır seks yapıyorduk, insan hiç mi azmazdı.
Sadece izliyordu bizi. Cenk’in sikinin de hatırı sayılır uzunluğu
vardı. Adam en azından gelir kızın ağzına verirdi, ama Cenk kendini
tatmin etmeyi tercih ediyordu. Bu sırada ben pompalıyordum alttan.
Eda 5. orgazmını olurken, amcığından çıkan sular benim vücuduma
dökülüyordu.
Artık ben de sona geliyordum. İnlemelerim artmıştı. Eda boşalacağımı
anladığında, “İçime, içime boşal!” diye bağırdı. Ben boşalmaya
başlayınca, Eda dibine kadar oturdu, benim boşalmam bitene kadar
bekledi. Bir süre böyle durdu, sonra dudaklarıma öpücük kondurup,
“Harikasın!” dedi ve indi üstümden. Sikim yarım ereksiyonda, kalp
gibi atıyordu. Sikim, döllerim ve Eda’nın sıvılarından dolayı
parlıyordu. Eda kalktı, banyoya girdi. Cenk te peşinden gitti…
Kalkıp aynaya baktım. Vücudum, yanaklarım, boynum ruj rekeleri
içindeydi, üstelik mosmordu boynum. Diş izleri de belli oluyordu.
Yatakta sigara içmeye başladım. Eda ve Cenk yaklaşık yarım saat
kadar banyoda kaldılar (herhalde sikiştiler), sonra su sesi gelmeye
başladı. Daha sonra Eda salonda çıkardığım sütyeni ve külodunu giyip
yanıma geldi. Sonra Cenk te geldi, çıplaktı. Oturup sigara içmeye
başladık. Hiç birimiz konuşmuyorduk. Ben kalkıp boxerımı giydim.
Sigaralarımızı içerken, Eda yanıma uzandı. Tek kişilik yatakta
halvet olmuştuk, Eda bir bacağını üstüme atmıştı. Eda’ya, “Şahane
bir kızsın!” dedim. Eda dudağıma öpücük kondurup, “Sen de aşkım!”
dedi. ‘Aşkım’ kelimesini öyle ateşli söylemişti ki, keşke gerçekten
Eda ile birbirimizin aşkı olsaydık diye geçirdim aklımdan…
Vücüdumdaki ruj lekelerini çıkarmak için duşa girdim. Banyodan
çıktığımda belimde sadece bir havlu vardı. Yanlarına gittiğimde,
Cenk yatakta oturuyor, Eda domalmış bir şekilde onun sikini
yalıyordu, iki deliği de ortadaydı. Bol bol salya kullanıyordu
Cenk’in sikini yalarken. Manzarayı görünce sikim kazık gibi oldu.
Eda’nın arkasına yanaştım ve kaygan amına soktum sikimi. Eda
ağzındaki sikten dolayı sadece, “Imhhh! Imhhh!” seslerini
çıkarırken, Cenk Eda’nın saçlarını arkaya atıyor, okşuyordu. Bu
pozisyonda sikmeye başladım Eda’nın amını. Eda ağzındaki siki
çıkardı, tükürdü yarağa, sonra hızlı hızlı sıvazlamaya başladı.
Biryandan da inliyordu Eda.
Başparmağımı, Eda’nın kahverengi ve pembe rengi arası göt deliğine
sokunca, Eda irkildi, “Çek parmağını!” dedi. Eda’nın kulağına
eğildim, “Orospumuz galiba götten yemedi hiç?” dedim. Eda
‘Orospumuz’ lafını duyunca Cenk’in sikini hızlıca yalamaya başladı.
Ben de, “Bu gece uzun, daha saatlerce sikeceğiz orospumuzu!” dedim.
“Evet, sikin, ohhh!” diye bir ses çıktı Eda’dan…
Telefonum çalmaya başladı, ama umrumda bile değildi, Eda’yı sikmeye
devam ettim. Eda’nın beli ağrımıştı, yaklaşık 20 dakikadır domalmış
vaziyette sikimi içine alıyordu. Bir iki yarak darbesinden sonra
çıktım Eda’nın amından. Pozisyon değiştirdik, Cenk yattı yatağa,
iyice ayırdı bacaklarını. Eda üstüne çıkıp sikinin üstünde tepinmeye
başladı. Ben de ayakta durup Eda’nın ağzına verdim sikimi. Eda bugün
ilk kez sikimi ağzına alıyordu. Vantuz gibi emiyordu yarağımı. Arada
sırada çıkarıp, okşuyordu sonra tekrar ağzına alıyordu. Yarağım
ağzının içindeyken, başına dil darbeleri atıyordu. Cenk’in sikinin
üstünde zıplarken, bazen sikim kendiliğinden ağzından çıkıyor,
yanaklarına vuruyordu.
Eda tempoyu düşürdü, biraz havada kalacak şekilde durdu ve Cenk
alttan amına pompalamaya başladı. Cenk’in taşakları Eda’nın
amcığının paket kısmına çarptıkça çıkan sesler beni dahada tahrik
ediyordu. Bu pozisyonda Eda çok daha rahat yalıyordu sikimi. Şimdi
Eda’nın telefonu çalıyordu komodinin üstünde. Aldım baktım, ‘Evşen’
diye bir numara arıyordu. Eda’ya, “Evşen arıyor, açacak mısın?”
deyince, Eda Cenk’in sikine tamamen oturdu, telefonu aldı, açtı,
“Efendim şekerim?” dedi. İnce bir sesi vardı Evşen denen kızın,
Eda’nın bu gece yurda gelip gelmeyeceğini soruyordu. Eda da, “Bu
gece gelmeyeceğim, benim yerime de imza at. Tamam mı canım?” dedi.
Evşen ise, Eda’nın nefes nefese konuşmasından olsa gerek,
“Nerdesin?” diye sordu. Eda, “Yürüyorum canım, onun için. Nefes..
Nefeseyim…” deyince, Evşen de, “Haaa… Yavaş yürü, düşme sakın,
dikkat et kendine!” diye espri yapıp telefonu kapattı.
Eda telefonu fırlattı, Cenk’in sikinde zıplamaya devam etti. Kızda
bitmek tükenmek bilmeyen bir enerji vardı. Eda birkez daha orgazm
olurken, sikimi ağzına öyle bir sıkıştırdı ki, sanki mengeneyle
sıkıştırmışlar gibiydi. Kız harika sikişiyordu, güzel de sakso
çekiyordu, sadece zıplarken ister istemez değiyordu dişleri.
Cenk dayanamayıp, bağırarak içine boşaldı Eda’nın. Eda Cenk’in
üstünden kalktı, yatağın kenarına doğru sırtüstü yattı, sikimi
kendine çekti ve bacaklarını omzuma atarak sikimi içine kaydırdı.
Amının kenarlarından Cenk’in dölleri akıyordu. Cenk yan dönerek,
temizlemesi için Eda’nın ağzına verdi sikini. Eda Cenk’in sikini
yalarken, ben Eda’nın amcığına pompalıyordum. Eda’nın sallanan
memelerini tutup ağzıma aldım. Bu pozisyona daha fazla dayanamadı
Eda, son orgazımını oldu. Bana da, “Artık boşal… Ne olur Aşkım
boşal içime!” diye bağırdı. Ben tempomu hızlandırdım ve içine
boşaldım. Şimdi içindeki iki erkeğin dölleri karışmış, am sularıyla
beraber amından akarak göt deliğine doğru süzülüyordu. Sikimi
amından çıkarıp hemen kendimi yatağa attım…
Eda da Cenk’in sikini yalama temposunu düşürmüştü. Şöyle bir
baktığımda, Eda sanki genelev orospusu gibi olmuştu, her yerinde
salya, tükürük, morluk, döl vardı. Cenk’in sikini yalamayı bırakmış,
“Bitirdiniz beni!” diye sayıklıyordu. Sonra kalkıp, paytak paytak
adımlarla yürüyerek banyoya girdi. Saat 04:00′e geliyordu. Ben de
kalktım, salona geçtim, bir sigara daha yaktım. Cenk halen yatakta
yatıyordu. Ben salonda oturmuş sigara içerken, Eda belinde havluyla
geldi yanıma. Gözlerime gülümseyerek bakıyordu, “Çok yoruldum yaa!”
deyip dizlerime yattı. Saçlarını okşuyordum, “Güzel miydi?” diye
sordum. “Tanıştığımızdan beri hayal ettiğim tek şeyi yaşadım
bugün… Müthişti!” dedi sessizce.. “Neyi hayal ediyordun?” dedim.
“Seni içimde hayal ediyordum. Keşke önceden yaşasaydık bunu!” dedi.
Ben sessizce bir sigara daha yaktım, bir sigara da Eda’nın ağzına
koydum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir